Bu on haneden başka 2 hane daha Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçmişlerse de,
bu 2 aile daha sonra Yavu yu terk ederek Denizli' ye göç etmişlerdir.
Zaten dinledigim bütün kaynaklar da, köyümüze ilk oniki ailenin
yerleştigi konusunda hemfikirdir. 1860 yılında yukarda saydıgımız oniki aile ile kurulan
Yavu'yu 1868 yılında yani kuruluşundan sekiz yıl sonra Osmanlı belgelerinde 41
kırkbir hane olarak görmekteyiz.
Yavu köyüne yerleşen toplamı KIRKBİR haneden ibaret Dagıstan Halkı Göçenlenlerinin iki kafile oldukları ve iki mahallede mekan tuttuklardır. Bu hızlı çogalmaya, ilk yerleşen ailelerin parçalanarak yeni haneler oluşturmaları ve durmadan katılan yeni göçmen aileler sebep olmuştur.
Burada şu düşüncemide söylemeden geçemeyecegim. O gün Yavu'yu ilk yerleşim birimi olarak seçenler ne kadar Yavulu ise, bugün en son gelerek yerleşen aile de ( Etnik kökeni ve Fikri ne olursa olsun ) o kadar Yavuludur.
Tarihinin bilincindeki her Kuzey Kafkasyalı'nın aklından çıkarmaması gereken konu,
ETNİK KÖKEN, SINIF ve INANÇ ayrımcılıgına bilinçle karşı çıkmaktır. Geçmişinde bu ayrımcılıgın acısını çekmemiş hiçbir Kuzey Kafkas Halkı yoktur. Atalarını bilinmedik maceralara atarak, onbinlercesinin yaşamına mal olan tarihindeki o acılı köylerin kökenlerinde, mikro milliyetçilik ve alt kimliklerin öne çıkarılarak oluşturulmuş nice kanlı tuzagın yattıgını unutmamalıdır.
Tabi ki hiç kimse aslını inkar edemez ve aslını ecdadını bilmelidir.
BELGE 1: 1298 Hicri / 1881 Miladi yılında inşa
edildigini yine kendi duvarının yapımında kullanılan bir taştan anladıgımız ilk
mescidden kalan kitabe. Bu kitabenin, daha geniş ve mantıklı açıklamasının
yapılmasının, her zaman kabulümüz oldugunu burada belirtmek isterim.
Kitabenin Açıklaması:
" Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY dan gelmişlerdir.
O göç edenler, buraya gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1877) yılında bu mescidi yaptılar."
BELGE 2: Elimizde bulunan ikinci belge 9 Muharrem
1285 (2.MAYIS.1868, Cumartesi) tarihli, zamanının Germuat ( bugün Yıldızeli Kaymakamlıgının) orjınal şer-i mahkeme ilamıdır. Orjinal belge Osmanlıca ile kaleme alındıgından, ancak Sivas Tapu Kadastrosunda görevli yeminli tercüman Hasan
Hüseyin Öztürk'ün metni latin alfabesine çevirmesinden sonra incelenmiştir.
Bu belgede inceleme konumuzun ilgi alanına giren iki nokta dikkat çekicidir.
- Birincisi köyümüzün kuruluş tarihinin burada da yukarda degindigimiz , eski mescidin duvarındaki kitabede verilen tarihi dogrulaması,
- İkincisi de 1285 Hicri / 1868 Miladi senesinde köyümüzde o anda oturan ailelerle ilgili bilgiler.
Bu ilamın içeriginde, o anda köyde bulunan ailelerin bir bölümünün sulama suyu
anlaşmazlıgı nedeniyle diger bölümü tarafından dava edildigi ve anlaşmazlıgın,
zamanın adaleti tarafmdan çözüme kavuşturularak , davacı ve davalı olan
tarafların mahkemenin önerilerini kabul ederek beliren anlaşmazlıgın giderildigi
anlatılmaktadır.
Yavu nun kuruluşunu araştırırken yarararlandıgım kaynaklar:
Kaynak (1):
Bir Araştırma Dökümanı hazırlayan : 22 Haziran 1999 MOL BELÇİKA ZAFER ÖZDEN
Kaynak(2):
Internet üzerinden Kumuklar, Dagıstan ve YAVU üzerine
yaptıgım araştırmalar...
- - -> KUMUKLAR
- - - > Dr. Çetin Pekacar/Kumuktürkleri Tarihi
Kaynak(3):
1988 - Lise Tarih dersi ödevi için Köyün büyüklerinden
İbrahim Ethem Ölmez in derledigi bilgiler...
NOT: Yeni Bilgi ve Belgelerinizi mutlaka bekliyoruz...! - Çalışmalarımız devam ediyor..!
K UMUKLAR
Tarih:
XII. yüzyıldan itibaren bugün mukim bulundukları; Dağıstan'nın Kuzeydoğu
Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı kıyısından Azerbaycan sınırlarınakadar uzanan
kıyı şeridinde bulunan çeşitli yerleşim merkezlerinde yaşarlar. Ahmet
Caferoğlu'na göre: VII.yüzyılda bölgenin Hazar Devleti sınırları
içerisinegirmesiyle birlikte Oğuz-Kıpçak Türk boylarının bu sahadaki kaynaşması
neticesinde bir Türk uruğu olarak teşkil etmiştir[1].Resulzade ise Kların XII.
Asırda bu topraklara gelerek Gazi Kumukları dağlara
sıkıştırarak bu toprakları kendilerine yurt edindiklerini söylemektedir.[2]
Barthold'a göre Klar, IV-XIX.yüzyıllar arasında Kafkasya Guniyesi, Haziriye,
Tarkav Şamhallığı gibi devletler kuran atalarının hukuki mirasçısıdır. Kumukların
yaşadığı ( Kumuklar tarafından Kumukiye
olarak adlandırılır.) bölgede XIV ve XIX. yüzyıllar arasındaki çeşitli
dönemlerde Türkiye, İran ve Rusya'nın himayesinde olan Şamhallık, yani feodal
bir devlet olarak varlığını sürdürmüştür. XVI. yüzyılda bu devlet Ruslar ve
Kabartaylar'a karşı birçok savaş vererek onların Güneydoğu Kafkasya'ya
yayılmasına engel olmuştur. [3] Bu devletin sınırları
güneyde Derbent'ten kuzeyde Kabartay'a kadar uzanmıştır. Birkaç yüzyıl boyunca
da yaşamıştır. Ancak 1867 yılında Rusya Kafkasya'yı
tümüyle ele geçirince Kumuk şahvallığı ortadan kaldırılmıştır. Bunun neticesinde
bu devletin bir parçası olan Zasulakskaya Kiye Terskiy vilayetine (eski Kumuk
bölgesi), diğer parçası olan Tarkovskiy Şahvallığı ise Dağıstan vilayetine
katılmıştır. Kumuklar XIX. yüzyıl sonu XX.yüzyılın
başlarındaki Türk modernist akımından etkilenerek kendi milli devletlerini
kurmak için savaşmaya devam etmişlerdir. 1908-1916
yıllarında Kumukların temsilcileri Türkiye'de bulunan
sığınmacılar tarafından kurulan "Rusya'da Ezilen Türk ve Müslüman Halklarının
Haklarını Koruma Komitesi"ne üye olmuşlar ve Lozan Konferansı'na katılarak, Asya
ve Avrupa'nın birçok devlet başkanından kendi halkları adına destek
istemişlerdir. Devrim yıllarında Kumuklar, Kuzey Kafkasya
halklarının bağımsızlık mücadelelerine aktif bir şekilde katılmışlar ve Kuzey
Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti, Tersk Dağıstan ve Güney Doğu Birliği'nin önemli
bir ögesi olmuşlardır. Kumukların temsilcileri Kuzey Kafkasya Demokratik
Cumhuriyeti Hükümeti'nde (1918) önemli görevler (Hükümet Başkanı, Parlamanto
Birliği Başkanı, Dışişleri, İçişleri, Maliye ve Savunma Bakanlığı gibi )
üstlenmişlerdir. Bunun yanı sıra Birleşmiş Dağlılar Birliği'nin Merkez Komitesi,
Cemiyet-ul İslamiye, Milli Komite, Sırat-ul-mustakim gibi parti ve kuruluşlara
lider yetiştirmiştir.[4] 1920 yılından sonra Bolşevik yönetimi Klar üzerinde
daha da baskıcı idare uygulayarak bağımsızlık yanlısı birçok aydını çeşitli
işkencelere maruz bırakmışlardır.Sovyet döneminin milliyetler üzerindeki baskıcı
tutmuna rağmen Kumuklar milli kimliklerini muhafaza etmişlerdir. Nitekim Sovyet
rejiminin dağılmasından ardından Dağıstan'da ilk milli teşkilat Kumuklar
tarafından kurulmuştur.
Yerleşim ve Nüfus:
Kumuklar genellikle Dağıstan'ın Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar Denizi'nin batı
kıyısından Azerbaycan sınırlarına kadar uzanan kıyı şeridinde bulunan yerleşim
merkezlerinde yaşarlar. Türkiye, Çeçenya, Kuzey Osetya, Suriye ve İran
topraklarında da Kumuk toplulukları vardır. 1856-1860 yılları arasında Şeyh
Şamil’in esir edilişine müteakip Anadolu’ya göçmen olarak gelen Kumuk Türkleri,
bugün Tokat-Şenyurt, Sivas-Yavu, Çanakkale-Geyikkırı, Doğancı, Dazhiye,
Denizli-Pamukkale, İstanbul, Yalova ve Konya gibi bölgelere yedrleşmişlerdir.
[5] Ama genel Kumuk nüfusunun % 82'si Dağıstan topraklarında
yaşamaktadır.[6] Kumuklar, Dağıstan'da başta Mahaçkale(Anji,Prot-Perovsk) olmak
üzere; Buynaksk(Temur-han-Şura), İzberbaş, Kaspiysk, Kızılyurt, Hasavyurt
Kızılyar gibi şehirlerde yaşamaktadırlar. Şehirleşme oranı % 47'dir. 1992
yılında yapılan nüfus sayımlarana göre Dağıstan'da yaşayan Kumuk Türklerinin
nüfusu 300.000'nin üzerindedir.[7] Dağıstan dışında yaşayan Kumukların nüfusu
ise 100.000'in üzerinde tahmin edilmektedir. Nüfusun %99'u çalışmaktatır.
Nüfusun iş kollarına göre dağılım şöyledir: I. Sanayide %28'i II. Tarımda % 7'si
III. Hizmet sektöründe %32'si A. Eğitim % 10. B. Sağlık %7.5. C. Ulaştırma % 7.
D. Spor ve sosyal hizmetler %7. IV. Yönetim kadrosunda(çeşitli sahalarda) %
31'dir.
Ekonomi:
Kumuklar yerleşik çiftçiliğe geçmiş bir halktır.Gelenksel tarım alanları olan
hububat, meyvacılık ve bağcılıkla uğraşırlar. Kumukların yerleşşik olduğu
bölgeler Dağıstan'ın en sanayileşmiş ve tarıma en elverişli sahalaradır. Bu
bölgelerde cumhuriyetin zahire ihtiyacının tamamına yakını üretilirken alet
yapımı, makine yapımı, konservecilik, şarap endüstrisi gibi sanayi dalları da
diğer bölgelere nazaran daha gelişmiştir. Ayrıca Hazar Denizi kıyısında
balıkçılık gelişmiştir. Ayrıca bölgede petrol, doğalgaz, çeşitli mineral
havzaları ve inşaat malzemeleri hammaddeleri (cam kumu,cips, çakıllı kum, deniz
çakılı vb.) gibi yer altı zenginlikleri mevcuttur.[8] Politika Dağıstan Özerk
Cumhuriyeti Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra da Kominist yöneticiler
tarafından yönetilmeye devam etmiştir. NitekimMahaçkale'nin merkez meydanında
bulunan bronz Lenin heykeli henüz kaldırılmamıştır. Rusya Fedarasyonu'nun
Parlamentosu Duma'da bulunan Dağıstanlı delegelerin bir çoğunun Muhafazakar
Kominist kanatta bulunması bunun bir örneğidir. Kumuk Türkleri Sovyetlerin
dağılmasının ardından Kumuk aydınlarının bir araya gelmesiyle Salaw Aliyew
liderliğinde Tenglik(Birlik) adında bir milli teşkilatetrafında toplanmışlardır.
1991 yılında Özerk Hükümetin desteğiyle Avarlar'ın Kumuk Türkleri üzerindeki
baskı kurma isteklerine karşı Tenglik liderliğinde Kumuk halkı silahlanmış ve
yer yer çatışmalara girmiştir. Özerk Hükümetin tansiyonu düşürücü çabaları
sonucu olaylar büyümeden sona erdirilmiştir. Yine gerek merkezi hükümetin
gerekse özerk hükümetin Tenglik'in Türkçü faaliyetlerinden rahatsızlık duyması
sonucu 1994 yılında Kumuk Halk Komitesi adında bir teşkilat kurdurmasına rağmen
Kumuk halkı ve aydınları Tenglik etrafında bulunmaya ve onun faaliyetlerini
desteklemeye devam etmiştir.
Kumuk adı, Kumuk Edebiyatı ve Dili:
Kumuk adı: Kumuk ( ) kumık, kumıh, kumuh ve gumık, gumuh şekilleri de
vardır. Kaşgarlı Mahmud Divan-ı Lügat-i Türk'te " Kumuk " için "Bir zaman
yanında bulunduğum beylerden birinin adı" (I, 383?26) ve "Kla-" fiili için "Bir
kimseye (Kumuk) boyuna nisbet edersen yine böyle denir. Bu bir adamın adıdır."
şeklinde bilgi verir. W.Barthold, bölgedeki Türkler'in Kumuk adını, dağlardan
ovalar inen ve siyasi sebepler ile bir kısmı ayrılıp Türkle'e karışan ve
Türkleşen Kazı-Kumukların yaşadığı Kumuk kasabasından aldıklarını iddia
etmiştir.[9] A.Vambery'ye göre kelime "kımıldamak", "deprenmek" anlamındadır ve
kı- fiilinden türemiştir.[10] Bekir Çobanzâde, kelimenin kuma ve kama kökünden
-ak ve -uk ekleriyle kamak ve Kumuk şeklinde türetilmiş olduğunu ve "kamalı"
anlamını taşıdığını ortaya atmaktadır. Çobanzâde kamak ve Kumuk kelimeleriyle
birlikte kuman, kuban va kaman kelimelerini karşılaştırmanın mümkün
olabileceğini de kabul etmektedir. [11] Halk arasındaki rivayetlere göre ise
kumluk bir bölgeden geldiklerinden bu ad alınmıştır. V.Hatiboğlu ise Kumuk adını
Kuz-muk şeklinde düşünülebileceğini belirtmektedir.[12] Kuman kelimesinin
"solgunumsu, renksiz, sarımsı" anlamı vardır.Bu kavim için kullanılan "polovets"
kelimesi de aynı anlamdadır. Kelime xub ile ilgilidir. -an ise bugün küçültme
ekidir. Türkçe'de +an eki yanında +an ekiyle kullanılan kelime köklerine gelen
bir +ak eki bulnmaktadır: Ör. göl+en / göl+ek; köş+en/köş+ek 'deve yavrusu' ;
göz+en/göz+ek; öz+en/öz+ek; og(u)l+an/og(u)l+aq; saz+an/saz+aq; köt+en/köt+ek
vb. Kumuk isminde de böyle bir yapı görülebilir: Xuban > quman[13] ve qum+aq >
qumık > qumuk..
Kumuk Edebiyatı: Halk edebiyatı ve destan örnekleri XVIII. yüzyılın
başlarında Nebolsen tarafından derlenmiş, lakin yayımlanmadan defterler halinde,
Petersburg'da İmparatorluk Coğrafya Cemiyeti kütüphanesinde kalmıştır. Uzun süre
Kazan, Azerbaycan, Kırım ve Türkiye'de yapılan yayınlar Kumuk Türkleri
tarafından izlenmiştir. Kendileri ise yayıma ancak XIX. yüzyılın ikinci
yarısından sonra geçebilmişlerdir.Kumukların takibedilebilir edebiyatları her ne
kadar XVIII.yüzyıla dayansa da Kumuklar kendilerini Hazar ve Timur Devleti'nin
mirasçıları kabul ettiklerinden bu tarihi IX.yüzyıla kadar indirmektedirler.
Kumuklara göre: Süleyman İbn Daud Sakoini Süveri (XII:yy.), İshak İbn Kundac
El-Hazari (IX:yy), Ummu Kemal (XV:yy), Muhammed Avabi Aktaşi (XVII.yy), Kadır
Murza (XVIII. yy.) Yırçı Kazak (XIX.yy), Muhammed Osmani, Devlet Murza Şeyx Ali,
Abdurrahman Atlıboyunlu (XIX:yy.), Abusufyan Aka, Nogay Batırmurza, Manay
Alibek, baba-oğul Tarkovskiler gibi isimler Kumuk edebiyatının günümüze kadar
uzanan isimleridir.Yırçı Kazak, Kumuk edebiyatının kurucusu olarak bilinir.
Sovyet Neşriyatı şairin doğum 1830 olarak gösterir. Kendisine ait bir şiirde
1254 (1838-39 olarak geçmektedir.Genç yaşta kandavası yüzünden Sibirya'ya
sürüldü .Oradan Ebu Müslim Şamhal'ın kızı Reyhanat'a gönderdiği manzum mektup en
güzel eserlerinden bir olarak kabul edilir. Muhammad Osmanov(D.1843), öğrenimini
Rusça yapmış, Leningrad Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesini'ne Türkçe okutmanı
olarak tayin edilmiştir. Kumuk ve Nogay Edebiyatlarına dair bir takım metinler
yayımlamıştır. (Nogaiskaja chestomatija. 1883). Kahramanlık hikayeleri,
atasözleri, halk şarkıları gibi unsurları içeren eserde yazarın hayat hikayesine
dair bilgiler de vardır. Hıristiyan misyonerler özellikle Karras şehrinde
kurdukları basımevinde bazı dini eserler ve İncil (Tatar dilinde)ler
yayımlamışlar; bu misyonerlerle ilişki kuran Mirza Kazım Bek, Hıristiyanlığı
kabul ederek derbent lehçesiyle Delâilü'l- vafiye isimli Hırıstiyanlığı
destekleyen bir risale kaleme almıştır.(1822). Muhammed Mırza Magrayof, XX.yy'ın
başlarında Temirhan Şura'da (bugünkü Buynaksk) bir basımevi kurdu. Ticari amaç
güdüyordu ve bir8 süre Dağıstan medreselerinde okutulan Arapça kitapları bastı.
Bu kitaplar önceleri medrese öğrencileri tarafından el ile kopya ediliyordu.
Mollalar Magrayof'un teşebbüsüne "ilmi ucuzlatıyor diye" itiraz ettilerse de bir
sonuç alamadılar. Bu basımevinde Abusufyan adlı bir Kumuk yazarının küçük
kitapları ve şiirleri yayımlandı (1912). Kumuk dili ile yazılan eserde
Zülkarneyn adlı bir şairin şiirlerine de yer verilmişti. Nogay Batırmurzayof
(1860-1919)'un hikayeleri, Kumukların çağdaş durumlarını konu alan ilk
eserlerdir. Zavallı Habibat (1905), Bedbaht Canbike (1907) eserlerinde yazar,
Dağıstanlı kadınların çektikleri acıları dile getirmektedir. Yazarın ayrıca
Rus-Japon Savaşı, Rus-Dağıstan ilişkileri üzerine siyasi makaleleri ve şiirleri
de vardır. 1917 ihtilalinden sonra Batırmurza ve oğlu Zeynülabid (1897-1919)
Tang Çulpan isimli bir edebi dernek kurdular. Dernek milli edebiyatın
geliştirilmesi yönünde aynı isimle bir de dergi çıkarttı(Ağustos 1917).[14]
Edebi dil olarak Kumuk -Hasavyurt diyalektini kullanıyorlardı. Yine aynı
günlerde Temri-Han Şura'da Müsavat isimli bir gazete yayımlandı (Haziran 1917).
Batırmurza ve oğlu bu defa kominist eğilimli İşçi Halk gazetesini çıkardılar
(Temir-Han Şura.Mayıs-Ağustos 1918). Tang Çulpan dergisi yazarlarından
Temirbulat Baybulatoğlu (1880-1919) bu gazeteye yazı ve şiirleriyle katıldı. Bu
yazarın 1910'da bir şiir kitabi yayımlanmıştı.Tang Çulpan'da tarihi oyunlar
neşretti.Bu oyunlarda Şeyh Şamil, Hacı Murad, Gazi Molla gibi Dağıstan milli
kahramanlarının hayatlarını konu alıyordu. Şiirlerinin tamamı 1926'da
Mahaçkale'de yayımlandı. Aynı zamanda Shakespeare ve Schiller'den tercümeler
yapan Baybulatoğlu, Kumuk edebiyatını önünde gelen isimlerinden biridir.
İhtilalden sonra yetişen ünlü şairlerden biri Abtulla Muhamatoğlu
(Megomedov)'dur (1869-1937). Padişahlar ve Beyler Ne Yaptılar (Mahaçkale 1921),
Çiftçi'ye (1922), Dünya Savaşı ve İnkılap (1923), Dağıstan (1936) isimli şiir
kitapları kominizm propagansı açısından Sovyet hükümetince beğenilmiş ve
kendisine "Dağıstan Halk Şairi" ünvanı verilmiştir. Aynı fikir doğrultusunda bir
diğer şair de Ulubek Boynakski (1890-1919)'dir. Tang Çulpan muhitine sol
fikirleri de bu zat sokmuştur. Azerbaycanlı Sabir'in tesiri altında mizahi
eserler veren Yusuf Gereyev'in, Molla Nasreddin'in Sefer Yoldaşı (1928), Beyler
ve Adetleri, Üç Şeyh gibi hiciv yönü ağır basan eserleri vardır. Alimpaşa
Salavatoğlu, İkinci Dünya Harbi'nden sonra sivrilen oyun yazarlarındandır. Güzel
şiirleri de vardır. 1930-1036 yılları arasında şiirleri neşredilen Abdülvahap
Süleymanoğlu da Sovyet devletinin yetiştirdiği şairlerdendir. Şiirleri toplu
olarak Yırlar ve Poemalar başlığı altında basılmıştır. Mahçakale'de yayımlanan
Edebiyat Tarihi'nde verilen bilgilere göre, Kuzey Kafkasya Türklüğü'nün sözlü
edebiyatının kaynakları, Hazar Tevarihleri, Kazak Yırları, Maksuman, Minkülli,
Aykız, Taş Oğlan, Sönmeyen Ateşler, Cerrah ve Pahu gibi destanlar ve Anciname
((8.yy), Derbennt-name gibi tarihi kaynaklardır. Yine aynı esere göre Çağdaş
Kumuk edebiyatının önde gelen isimleri Abdül Hüseyin Kızlarlı (1892-1962),
Aybala Dadav (1856-1926)'dır.[15] Çağdaş Kumuk edebiyatının oluşmasında Tang
Çulpan dergisi önemli bir yer tutmaktadır. Bugün de çağdaş Kumuk edbiyatçılarını
birarada tutan Yoldaş gazetesi çıkmaktadır. Ayrıca Dağistanlı Katıllar
(kadınlar) adlı cemiyetin dergisini çıkartan Kargıça adlı bir çocuk dergisi
yayımlayan ve çağdaş Kumuk şiiri içinde çok önemli bir yere sahip olan Şeyit
Hanım Alişeva'nın Kumuk Türkçesi ile altı tane şiir kitabı yayımlanmış ve bu
kitaplarında yer alan şiirleri Azerbaycan, Türkmen, Tatar, Karaçay-Balkar ve
Altay Türkçelerine, Yolda Yır adlı on bölümlük destani şiiri ve Biyiymen adlı
şiiri Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.[16] Kumuk Türkçesi: Kumuk Türkçesi,
yaklaşık olarak 400.000 kişi tarafından konuşulmasına rağmen bütün Kafkasya'ya
şamil bir dildir. Kumuk Türkçesi bütün Kafkasya'da beyne'l-milel bir dil
hususiyeti taşır. Birbirinin dilinden anlamayan Kafkasya kavimleri kendi
aralarında Kumuk Türkçesi ile anlaşırlar.[17] Şimali Kafkasya kabilelerinin
1918'deki milli kurultaylarında yalnız Dağıstan için değil, bütün Kuzey Kafkasya
için birleştirici, ortak bir dily olarak kabul edilmiştir. Bu yönüyle Kumuk
Türkçesi bir nevi lingua franca* özelliği taşır. Dil tarihçilerinin geneli Kumuk
Türkçesi'ni kuzey-batı grubu içerisine ele almıştır. Bu Türk şivesi ağırlıklı
olarak kuzey-batı grubu özellikleri taşıması yanında batı ve doğu Türkçesi'nin
özelliklerini de taşımasıyla XII. yüzyılın karışık dilli eserlerini ardıran bir
yapıya sahiptir. Oğuz ve Kıpçak boylarının buluştuğu bir coğrafyada yaşamaları
böyle bir karma dilin teşekkül etmesine sebep gösterilebilir. Kumuk Türkçesi'nin
Kafkasya'daki diğer etnik ve linguistik gruplar tarafından kullanılmasının
sebebi de bu olsa gerek.
Kumuk Türkçesi Üzerinde Yapılan Çalışmalar:
Kumuk Türkçesi üzerine yapılan çalışmalar XVII.yüzyıl ortalarına dayanmaktadır.
Bu yüzyılda Dağıstan'a giden Evliya Çelebi, Tarku şavhallıklarında ve Haydak'ta
konuşulan Kumuk Türkçesinden 41 kelimeyi Seyahatname'sinde bildirmiştir. Bu
kelimelerin hayvan ismidir. Bu kelimelere baktığımız zaman; kelimelerin 16'sının
Moğolca kelimeler olduğu görülür. Bunun sebebi de Timur'un Dağıstan'a girmesi
sırasında askerlerinin Türkler ve Moğallardan oluşmasıdandır.Geriye kalan 25
kelime ise Kumuk Türkçesi'ne aittir. XVII.yüzyıl sonlarında San-Petesburg'da
S.Pallas'ın başkanlığında "Barı da Tilleni wa Dialektleni Tengleştirilgen
Sözlükleri" adında iki ciltlik bir kitap çıkmıştır.Bu kitapta başka Türk
şivelerinin yanı sıra Kumuk Türkçesi'nden de az da olsa bahsedilmiş ve Kumuk
Türkçesi'nin tarihi ve gramer yapısı hakkında kısa bilgi vermiştir.
İ.N.Berezin'in"Dagıstan'ga wa Zakawkaziyat'ga Siyahat, Kazan 1850",
N.A.Aritow'un "Türk Kavumlanı wa Halklanı Milli Sostawını Hakkında Makalalar wa
Olanı SanawunuHakkında Malumatlar, Curnal, Civaya Starina,1896" adlı
kitaplarında ve "Tarih-i Derbent-name" adlı kitapta da Kumuk Türkçesi hakkında
kısa da olsa bilgiler verilmiştir. Kumuklar ve Kumuk Türkçesi hakkında geçen
yüzyıl içerisinde Kumukların kendileri de araştırma yapmaya başlamışlardır.1840
yılında Stawropol'da mütercim olarak çalışan Subay Devletmurza Şihaliyev
(1811-1880) "Kafkas" adlı gazetede "Kumuklar Hakkında Kumuk Haberi" adlı bir
makale çıkartmıştır. Bu makalede Kumukların tarihinden, cemiyet hayatından ve
sözlü halk edebiyatından bahsetmektedir.Aynı yıllarda T.Makarow adlı bir başka
subay da yine aynı gazetede Kumuk Türkleri hakkında birçok makele yayınlamıştır.
T.Makarow, San-Petersburg Üniversitesi'nde Doğu Dilleri eğitimi görmüştür. Kumuk
Türkçesi'ni ve diğer doğu digllerini çok iyi bilen T.Makarow, aynı zamanda ilk
Kumuk Türkçesi gramerinin de yazarıdır."Kavkaz Dialekti Tatar Grammatikası" adlı
eseri 1848 yılında Tiflis'te basılmıştır. (XIX. yüzyılda Ruslar ve diğer Batılı
alimler, Kumuk Türklerini ;Tatarlar veya Kafkas Tatarları olarak
adlandırırlardı.) T.Makarow'un grameri;önsöz , giriş ve üç bölümden meydana
gelir. Birinci bölümde: Ses Bilgisi, ikinci bölümde: kelime yapımı ve üçüncü
bölümde de cümle bilgisinden bahsedilmiştir. XIX.yüzyılın sonlarında K.G.Zaleman
(1849-1916) çok küçük bir Rusça-Kça sözlük hazırlamıştır. Basılmamış bu sözlük
şu anda İlimler Akademisi arşivlerinde saklanmaktadır.San-Petersburg
Üniversitesi, Doğu Dilleri Fakültesi'nde ders
veren Kumuk şairi Muhammat-apendi Osmanow 1883 yılında San-Petersburg'da "Nogay
wa Kumuk Yırları" adında bir kitap çıkartmıştır. Bu eserin birinci bölümü
Nogayların; ikinci bölümü ise Kumukların sözlü halk edebiyatlarına ayrılmıştır.
Bu esere M.Osmanow, kendini ve Yırçı Kazak'ın birçok yırlarını dahil etmiştir.
F.E.Korş, Kumuk dil tarihinde önemli bir yer tutar.18888-1889 yıllarında Moskova
Üniversitesi'nde Profesör olarak çalıştığı yıllarda F.E.Korş, Hasawyurt'da Kumuk
Türkçesi, hayatı ve sözlü edebeyatı ile ilgili çalışmalar ve derlemeler
yapmıştır. F.E.Korş'un özel olarak Kumuk Türkçesi grameri çalışması olmasa da
Türk Dili ile ilgili genel çalışmaları arasında burada topladığı malzemelerden
yola çıkarak Kumuk Türkçesi ile ilgili bilgiler vermiştir.Yine XIX.yüzyılın
sonlarında Hasawyurt 'da bulunan okullarda öğretmenlik yapan M.Afanas'iew ve
M.W.Mohir Kumuk Türkçesi'nin eğitimi maksadıyla önemli eserler vermişlerdir.
M.G.Afanas'iew Küçük Rusça-Kça Sözlük, M.W.Mohir Kça-Rusça sözlükler
yazmışlardır.Bu iki sözlük 1893 yılında Tiflis'te "Kawkaz'nı Yerlerin wa
Kavımların Suratlaygan Materyallanı Cıyıyımı" adlı eserde yayınlanmıştır. Macar
Türkolog Nemet de Kumuk Türkçesi çalışmalarında önemli bir yer tutar. 1910
yılında Terskiy havalisinde ilmi çalışmalarda bulunur.Bu esnada Balkar ve Kumuk
Türkçeleri hakkında birçok malzeme toplar. Daha sonra bu malzemelerden yola
çıkarak 1911 yılında Kumuk -Balkar Sözlüğü'nü Macaristan'da yayınlar.
Töbenkazanışlı alim Abusupyan Akaew de Kumuk Türkçesi'nin eğitimi sahasında
açlışmalar yapmıştır.1910-1920 yılları arasında Kumuk okullarında okutulmak
üzere birçok gramer kitabı yazmıştır. Azerbaycanlı ProfesörB.Çoban-zade 1925
yılında Dağıstan'da bulunmuş ve 1926 yılında Bakü'de " Kumuk Dili ve Edebiyat
Tetkikleri" kıymetli eserini meydana getirmiştir. 1931 yılında Rus bilim adamı
B.Antanow-Saratowskiy Rusça-Kça küçük bir sözlük hazılamıştır. 1930 yılının
ortalarında Rostow Üniversitesi Profesörü M.K.Milih Kumuk Türkçesi'nin grameri
ve diyalektleri hakkında iki büyük makale Yayınlamıştır. 1936 yılında
Dağıstan'da SSCB İlimler Akademisi'nde Profesör olan N.K.Dimitriyev
başkanlığında Kumuk genç ilim adamlarından A.A. Satıbalow ile birlikte Kumuk
Türkçesi'nin grameri, kelime hazinesi, fonetiği ve diyalektleri hakkında birçok
malzeme toplamışlardır.N.K.Dimitriyew 1940 yılında " Kumuk Tilni Grammatikası"
adlı eseri yayınlanmıştır. Yine SSCB İlimler Akademisi bünyesinde
,N.K.Dimitriyew başkanlığında Kumuk Türkçesi'nin değişik meseleleri ele alınmış
ve bunlar ayrı ayrı yayınlanmıştır.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1." Kumuk ve Nogay Tillerde Glagollanı Hallanıwunu Sisteması" (A.T.Baziyew)
2." Kumuk Tilni HaydakDiyalekti" (İ.Kerimov)
3."Haligi Kumuk Tilde Padejler" (Y.P.Dolinina)
4." Kumuk Tilni Buynaksk Dialektleni Kazanız Goworu" (R.G.Şahmonowa)Daha sonraki
zamanlarda N.K.Dimitriyew'in talebeleri tarafından Kumuk Türkçesi hakkında
birçok eser verilmiştir.
Bunlar: 1." Kumuk Tilde Posleloglar Özler wa Posleloglar-Tolu Ma'nalı Özge
sözlerden Ayrılgan Formalar". (A.H.Mahammatow)
2." Kumuk Adabiyat Tilde Priçastiyeler" (C.M.Hangişiyew)
3." Kumuk Adabiyat Tilde Deepriçastiyeler"(Yu.D.Janmawow)
4."Kumuk Adabiyat Tilni Fonetikası" (A.A.Mollayew)
5." Kumuk Dialekilogiyanı Oçerkleri" (İ.A.Kerimow)
6." Kumuk Tilni Zalog Kategorisi" (İ.A.Kerimow)
7." Kumuk Tilni Frazeologiyası" (K.H.Daibowa) Kumuk Türkçesi ile ilgili
çalışmalara baktığımızda Kumuk okullarında okutulan " Kumuk Dili" ve Kumuk
Sözlükleri" kitaplarından da bahsetmek gerekir. 1920 yılında M.Sadullayew,
M.T.Temihanow, A.Salawatow Kumuk okulları için ilkokuma kitaplarını
hazırlamışlardır. 1930'lu yıllarda A.N.Batımurzayew, Z.Z.Bammatow, M.K.Kapurow,
M.G. Hangişiyew Kumuk Türkçesiyle yeni okuma kitapları yazmışlardır. Yine aynı
yazarların daha üst sınıflar için yazdıkları gramer kitapları mevcuttur. Kumuk
Türkçesi üzerinde çalışan bütün Sovyet araştırmacıları N.K.Dimiriyew'in ekolünü
takip etmişlerdir. Daha sonraki yıllarda Benzing'in bir özet grameriyle birlikte
çeşitli batılı Türkologların Kumuk Türkçesi'nin değişik yönleriyle ele
aldıklarını görüyoruz.[18] Dil tasniflerinde Kumuk Türkçesi'nin yeri: Kumuk
Türkçesi, Türk lehçelerinin tasnifinde Kumuk -Kıpçak dalı içerisine alınmıştır.
Buna göre: (1917)RAMSTEDT, Batı grubu (tag>taw, d > y ) :Kırgız, Kazak,
Kara-Kalpak, Kumuk, Karaçay, Balkar, Karaim, Volga Diyalektleri
(Tatar-Mişer-Başkurt).
(1922) SAMOYLOVİÇ,Taw- grubu (Kıpçak-Kuzeybatı) 1. z(tokuz), 2. d > y
(adak-ayak), 3. bol-, 4. ag > aw (tag>taw), 5. -ıg > ı (taglıg >taglı), 6. -gan
(kalgan) : Bu guruba eskilerden Kıpçakça, yenilerden; Altay, Telüet, Kumandı,
Kırgız, Kumuk, Karaçay, Balkar, Tobol, Baraba, İç Rusya diyalektleri, Mişer,
Başkurt, Kırım (güney kıyıları hariç), Karaim, Nogay, Kazak girer.
(1949) RASANEN, Kuzey-batı grubu: Kırgız(tag > to), Kazak (tag >
taw),Kara-Kalpak, Nogay, Kumuk, Karaçay, Balkar vb. (1952) BASKAKOV, Kıpçak
grubunun 2. alt grubu olan Kıpçak-Oğuz (Uz-Polovets) alt grubuna dahil eder.
Eskilerden Polovets (Kıpçak-Kuman), yenilerden, Küraim, Kumuk.
(1953) ARAT, Türk şive grupları içerisinde, dil hususiyetlerine göre III. taw-
grubu : şimal'de yer alır. (1959) BENZİNG, batı grubu (Kıpçak-Kuman dilleri) :
1. Karaimce, Balkarca, Kça.
(1959) MENGES, Kuzey-batı veya Kıpçak grubu : IV.Karadeniz -Hazar Denizi
Dilleri: Karaimce, Karaçayca ve Balkarca, Kırım Tatarcası (asıl Kırım),
Kumıkça.[19]
Son olark Talat Tekin "Türk Dili Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi", Erdem,C.5,
s.13, Ocak 1989, s. 141-168'de Kumuk Türkçesi'nin yer aldığı grubun da ayrıntılı
bir tasnifini verir.Buna göre Kumuk Türkçesi'ni ber- ve gel- alt grupları
içerisinde inceler. Kumuk Türkçesi'nin gösterdiği fonetik özellikler sebebiyle
B.Çobanzâde, Kumuk Türkçesi'ni Osmanlı Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasında bir
yere koyar.[20] Samoyloviç de yaptığı tasnif denemesinde Kumuk Türkçesi'nin,
coğrafi durumu ve yakın münasebeti dolayısıyla Azeri Türkçesi'ne yakın olmasına
dikkati çeker. Bütün yönleriyle Kumuk Türkçesi'ni belli tasnif metodları
içerisinde bir yere oturtmak oldukça zordur.[21]
Kumuk Türkçesi'nin Ağızları: Kumuk Türkçesi'nin belli başlı üç ağzı vardır.
Bunlar: Hasavyurt, Haydak veya Kaydak ve Buynaksk ağızlarıdır. Haydak ağzı:
Derbent bölgesinde konuşlmaktadır. Kumuk yazı diline en uzak ağızdır. Bu ağız
özelliklerinden dolayı Moğolların bir uzantısı olduğu söylense de Benzing'e göre
Türk asıllı bir boydan geldiklerini, Yalnız Evliya Çelebi'nin vermiş olduğu
Haydakça kelime listesi değil, bu ağısda hiç Moğolca kelime bulnmaması da
göstermektedir.[22] Hasavyurt ağzı: Umumiyetle Sulak Irmağı'nın Temirkazık
tarafında konuşulur. Mahaçkale civarındaki Yahsay, Endirey ve Köstek köylerinin
bulunduğu çevreyi içine alır. Buynaksk ağzıyla birlikte Kumuk yazı dilinin
temelini teşkil ederler. Buna rağmen Kumuk yazı dilinden bazı farklılıklar arz
eder. Buynaksk ağzı: Hasavyurt ağzına yakın özellikler gösterir. Yazı dilinin
temelini teşkil eden ağızlardan birisidir.Bu ağız kendi arasında da alt gruplara
ayrılabilir. Bu ağız içerisindeHaydak ağzına yakınlık gösteren gruplar vardır.
Genellikle Buynaksk şehri, Töbencügütey, Dörgeli, Kakaşura, Paravul, Heli,
Karabudagent'de konuşulur.
|